Evlilik

Evlilik

Evlilik toplum içerisinde çoğu zaman romantik bir son olarak sunulur. Filmlerde, dizilerde ve sosyal yaşamda evlilik çoğunlukla “doğru insanı bulmak” üzerinden anlatılır. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında evlilik bir son değil, iki farklı bireyin birlikte yeni bir sistem kurmaya başladığı bir süreçtir.

İki insan yalnızca birbirleriyle evlenmezler. Aynı zamanda birbirlerinin geçmiş deneyimleriyle, aile yapılarıyla, ilişki kurma biçimleriyle, korkularıyla, beklentileriyle ve görünmeyen yaralarıyla da karşılaşırlar.

Bu nedenle evlilik yalnızca sevgiyle sürdürülen bir yapı değildir.

Araştırmalar uzun süreli ilişkilerde ilişki doyumunu etkileyen faktörler arasında iletişim becerilerinin, duygusal güvenliğin, çatışma çözme yöntemlerinin ve karşılıklı saygının önemli rol oynadığını göstermektedir.

Özellikle ilişki araştırmalarıyla tanınan psikolog John Gottman’ın çalışmaları, sağlıklı ilişkilerin temelinde hiç çatışma yaşamamanın değil, çatışmaları nasıl yönettiklerinin bulunduğunu göstermektedir.

Çünkü sağlıklı evlilikler sorun yaşamayan ilişkiler değildir.

Sorun yaşadığında yeniden birbirine dönebilen ilişkilerdir.

Bir diğer önemli nokta da evlilikle birlikte ortaya çıkan gerçekliktir. İnsanlar bazen evlilikle birlikte yalnızlık hissinin tamamen biteceğini, her ihtiyaçlarının anlaşılacağını veya ilişkide hiçbir zaman zorlanmayacaklarını düşünebilirler.

Ancak hiçbir ilişki insanın tüm duygusal ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz.

Birçok insan evliliğin doğru insanı bulduğunda doğal olarak akıp giden bir süreç olduğunu düşünebilir. Ancak ilişkiler çoğu zaman büyük anlarda değil, küçük tekrarların içinde şekillenir. Romantik sürprizlerde değil; yorgun geçen akşamlarda, sıradan kahvaltılarda, sessiz kalınan günlerde, küçük kırgınlıkların ardından kurulan cümlelerde görünür hale gelir.

Çünkü insanlar ilişkinin başında çoğu zaman birbirlerinin en güçlü taraflarıyla tanışırlar. Asıl yakınlık ise biraz daha sonra ortaya çıkar. Kırıldığında nasıl davranıyor? Yorulduğunda nasıl uzaklaşıyor? Korktuğunda daha çok yaklaşıyor mu, yoksa geri mi çekiliyor? Sevilmediğini hissettiğinde susuyor mu, öfkeleniyor mu, yoksa görünmez mi oluyor?

İlişkiler çoğu zaman büyük sorunlarla değil, küçük tekrarlarla şekillenir.

Ve belki de evlilik birinin en güzel taraflarını sevmek değildir yalnızca. Bazen onun korkularını, sessizliklerini, eksiklerini ve insan olmanın getirdiği kırılganlıklarını da görebilmek ve o alanlarda birbirine güvenli bir yer olabilmektir.

Çünkü insan hayatını yanında en çok güldüğü kişiyle değil, en çok kendisi olabildiği kişiyle paylaşmak ister.

Sağlıklı bir evlilik iki kişinin birbirine tamamen bağımlı hale gelmesi değil, bireyselliğini koruyarak ortak bir yaşam oluşturabilmesidir.

Çünkü ilişkinin içinde “biz” olabilmek kadar “ben” kalabilmek de önemlidir.