Günlük hayatın temposuna kısa bir ara verip kahve eşliğinde kendinize alan açacağınız bu buluşmada, katılımcılar hem keyifli ve güvenli bir sosyal deneyimin parçası olacak hem de sanatın ifade alanından yararlanarak iç dünyalarına temas edecekler. Klinik Psikolog eşliğinde ilerleyecek workshop boyunca belirlenen tema doğrultusunda duygular, düşünceler ve deneyimler yaratıcı bir süreçle görünür hale getirilecektir. Sanatsal deneyim gerektirmez; amaç güzel çizmek değil, kendinize yaklaşabilmektir. Etkinlik süresince kullanılacak tüm sanat materyalleri ve kahve ikramı tarafımızdan sağlanacaktır. Birlikte yavaşlayacağımız, paylaşacağımız ve kendimize küçük bir alan açacağımız bu buluşmaya sizi bekliyoruz. Tarih ve Saat: 14 Haziran, 12:00–14:00Yer: Atatürk, Atapark Caddesi No:2 D:7 Ataşehir/ İstanbul |...
Terapi Ne Değildir? Terapinin Yanlış Bilinen Yüzü

Terapiye dair toplum içerisinde birçok farklı düşünce ve beklenti bulunmaktadır. Son yıllarda ruh sağlığı alanına yönelik farkındalığın artmasıyla birlikte terapi kavramı daha görünür hale gelmiş olsa da bazı yanlış inanışlar hâlâ varlığını sürdürmektedir. Kimi insanlar terapiyi hayatı tamamen değiştiren bir süreç olarak görürken, kimi insanlar yalnızca çok ağır psikolojik sorunlar yaşayan bireylerin ihtiyaç duyduğu bir destek alanı olarak değerlendirebilmektedir. Oysa terapi çoğu zaman düşünüldüğünden daha farklı, daha derin ve daha yapılandırılmış bir süreçtir. Terapi, kişinin yaşamındaki tüm problemleri kısa sürede ortadan kaldıran sihirli bir çözüm alanı değildir. İnsan bazen yıllardır taşıdığı yükleri birkaç görüşmede bırakmayı bekleyebilir. Uzun süredir devam eden...
Kusursuz İlişki Mitleri: Gerçekten Sorunsuz İlişkiler Var mı?

Romantik ilişkilerle ilgili birçok inanç çocukluk döneminden, izlediğimiz filmlerden, sosyal medyadan ve çevresel deneyimlerden şekillenmektedir. Özellikle günümüzde ilişkilerin yalnızca görünür ve idealize edilmiş taraflarına maruz kalmak, gerçek ilişki dinamiklerine dair beklentileri etkileyebilmektedir. Birlikte çekilmiş mutlu fotoğraflar, romantik sürprizler, büyük jestler veya sürekli uyum içerisinde görünen çiftler zamanla insanlarda şu düşünceyi oluşturabilir: “Sağlıklı ilişkilerde sorun yaşanmaz.” Ancak bu düşünce gerçekçi değildir. Kusursuz ilişki diye bir kavram psikolojik açıdan gerçek bir hedef değildir. Çünkü her ilişki iki farklı bireyin bir araya gelmesiyle oluşur. İki farklı aile yapısı, iki farklı geçmiş, iki farklı ihtiyaç sistemi ve iki farklı yaşam deneyimi aynı ilişki içerisinde...
Sınır Çizmek Bencillik mi? Sağlıklı Sınırlar ve Psikolojik İyi Oluş

Birçok insan “hayır” demekte zorlanır. Bir isteği reddetmek, bir ilişkide rahatsız olunan bir durumu ifade etmek veya kendi ihtiyaçlarını önceliklendirmek çoğu zaman suçluluk duygusuyla birlikte gelebilir. Kişinin zihninde sessizce şu düşünceler oluşabilir: “Ya kırılırsa?”“Ya yanlış anlaşılırsa?”“Ya beni kötü biri olarak görürse?”“Acaba çok mu bencil davranıyorum?” Özellikle çocukluk döneminde sürekli uyumlu olmaya teşvik edilen, ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenen veya onaylanmak için başkalarını memnun etmeye alışan bireylerde sınır koymak daha zor hale gelebilir. Çünkü bazı insanlar sevgiyi şu şekilde öğrenmiş olabilir: “İyi olmak fedakâr olmak demektir.”“Herkesi mutlu etmeliyim.”“Kendimi düşünürsem insanlar beni sevmez.” Ancak psikolojik açıdan sağlıklı sınırlar bencillik değildir. Sınır koymak...
Tahammülsüzleşmek

Modern yaşamın hızlanmasıyla birlikte insanların sıklıkla dile getirdiği ifadelerden biri şu olmaya başladı: “Artık hiçbir şeye tahammülüm kalmadı.” Günlük yaşam içerisinde küçük aksaklıklar, beklenmedik değişiklikler veya sıradan görünen olaylar geçmişe kıyasla daha yoğun duygusal tepkiler yaratabiliyor. Trafikte birkaç dakika beklemek, bir mesajın geç gelmesi, küçük bir eleştiri almak veya planların değişmesi bazı kişiler için düşündüklerinden çok daha zorlayıcı hale gelebiliyor. Bu durum çoğu zaman kişilik özellikleriyle açıklanmaya çalışılıyor. İnsanlar kendilerini “sabırsız”, “sinirli” veya “dayanıksız” olarak tanımlayabiliyorlar. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında tahammülsüzleşme her zaman karakter yapısıyla ilişkili değildir. Bazı durumlarda tahammülsüzlük, zihinsel ve duygusal sistemin uzun süredir taşıdığı yüklerin bir sonucu...
Anlaşılmak İçin Çırpınmak

İnsan sosyal bir varlıktır ve psikolojik ihtiyaçlarımız yalnızca fiziksel gereksinimlerden oluşmaz. Güvende hissetmek, ait olmak, görülmek ve anlaşılmak da ruhsal iyi oluşun önemli parçalarıdır. Bu nedenle insanlar çoğu zaman yaşadıkları bir problemin çözümünden önce anlaşılmaya ihtiyaç duyarlar. Çünkü anlaşılmak yalnızca iletişim kurmak değildir; kişinin iç dünyasının bir başkası tarafından fark edilmesi, duygularının ve deneyimlerinin anlamlandırılmasıdır. Bununla birlikte bazı insanlar ilişkilerinde sürekli kendilerini açıklama ihtiyacı hissederler. Söyledikleri şey yanlış anlaşılır düşüncesiyle cümlelerini tekrar tekrar düzenleyebilir, karşı tarafın ne düşündüğünü yoğun şekilde analiz edebilir veya basit bir konuşmanın ardından uzun süre “Acaba yanlış mı ifade ettim?” diye düşünebilirler. Zamanla kişi kendisini ifade...
Ev Neresi?

“Ev” kelimesi çoğu zaman fiziksel bir yer olarak düşünülür. Bir adres, bir bina veya içinde yaşadığımız bir alan… Ancak psikolojik açıdan bakıldığında ev kavramı bundan çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Çünkü insanlar bazen yıllarca aynı evde yaşarken kendilerini ait hissetmeyebilir, bazen de kısa süreli bir yerde derin bir güven duygusu yaşayabilirler. Bu durum bize evin yalnızca fiziksel bir mekân olmadığını gösterir. Psikolojik anlamda ev; güven, kabul edilme, görülme ve kişinin kendisi olabilmesine izin verilen bir alanla ilişkilidir. Bağlanma kuramına göre yaşamın ilk yıllarında bakım verenle kurulan ilişkiler kişinin güven duygusunun gelişmesinde önemli rol oynar. Çocuk kendisini görüldüğünü, ihtiyaçlarının fark...
Affetmek Zorunda Mıyım?

Affetmek, psikoloji alanında uzun yıllardır üzerinde çalışılan ve çoğu zaman yanlış anlaşılan kavramlardan biridir. Özellikle ilişkilerde yaşanan kırgınlıklar, güven kayıpları, ihanetler veya derin hayal kırıklıkları sonrasında insanlar sıklıkla benzer bir soruyla karşılaşırlar: “Affetmeli miyim?” Bu sorunun kendisi bile çoğu zaman kişinin yaşadığı içsel çatışmayı gösterir. Çünkü bir yanımız yaşananları geride bırakmak isterken, diğer yanımız yapılan şeyin yarattığı acının görünmez hale gelmesinden korkabilir. Toplum içerisinde affetmeye ilişkin oldukça güçlü mesajlar bulunmaktadır. “Affet ve yoluna devam et”, “Affetmek büyüklüktür”, “Affetmezsen yüklerinden kurtulamazsın” gibi cümleler sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu söylemler bazen iyi niyetli olsa da kişilerin yaşadıkları duygusal süreçleri yeterince dikkate almayabilir. Çünkü...
Acı

İnsan yaşamı boyunca birçok duyguyla karşılaşır. Mutluluk, heyecan, huzur, sevgi gibi duygular çoğu zaman istenen ve kabul edilen deneyimlerdir. Ancak üzüntü, kayıp, hayal kırıklığı veya duygusal acı söz konusu olduğunda insanlar genellikle bu deneyimlerden uzaklaşmak isterler. Çünkü acı yalnızca zorlayıcı bir duygu değildir; aynı zamanda insanın kırılgan taraflarıyla karşılaşmasına neden olan güçlü bir deneyimdir. Psikolojik açıdan bakıldığında acı yaşamın doğal ve kaçınılmaz parçalarından biridir. Buna rağmen modern yaşam insanlara çoğu zaman farklı bir mesaj vermektedir. Sürekli iyi hissetmek, sürekli güçlü olmak ve olumsuz duyguları hızlı şekilde ortadan kaldırmak gerektiğine dair görünmez bir baskı oluşabilmektedir. Sosyal medya, hızlı tüketim kültürü ve...
Evlilik

Evlilik toplum içerisinde çoğu zaman romantik bir son olarak sunulur. Filmlerde, dizilerde ve sosyal yaşamda evlilik çoğunlukla “doğru insanı bulmak” üzerinden anlatılır. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında evlilik bir son değil, iki farklı bireyin birlikte yeni bir sistem kurmaya başladığı bir süreçtir. İki insan yalnızca birbirleriyle evlenmezler. Aynı zamanda birbirlerinin geçmiş deneyimleriyle, aile yapılarıyla, ilişki kurma biçimleriyle, korkularıyla, beklentileriyle ve görünmeyen yaralarıyla da karşılaşırlar. Bu nedenle evlilik yalnızca sevgiyle sürdürülen bir yapı değildir. Araştırmalar uzun süreli ilişkilerde ilişki doyumunu etkileyen faktörler arasında iletişim becerilerinin, duygusal güvenliğin, çatışma çözme yöntemlerinin ve karşılıklı saygının önemli rol oynadığını göstermektedir. Özellikle ilişki araştırmalarıyla tanınan psikolog...
